İcra ve İflas Hukukunda Ücret ile İşçilik Hak ve Alacaklarının Korunması
Av. Fatma Arda Bicaz
İşçi- işveren ilişkisinin temel özelliği işçinin işverene bağımlı olmasıdır. İşçi geçimini sağlayabilmek için genelde ücreti dışında bir olanağa sahip olmaz. İşçinin işverene bağımlı oluşu ve ücretinin geçim kaynağını oluşturması işçinin işverene karşı korunması gerektiği ilkesini doğurmuştur. İşçinin korunması demek aynı zamanda işçinin ücretinin korunması da demektir. Ücretin korunmasına yönelik hükümler hem uluslararası hukuk normları, hem de Anayasal düzenlemelerle güvence altına alınmaya çalışılmıştır. İş Kanunu başta olmak üzere özel kanunlarda da işçinin ücretin korunmasına yönelik düzenlemeleri görmekteyiz.
Ancak; ücretin korunması kavramı sadece iş hukuku sisteminin bir sorunu olmadığı gibi, ücretin korunmasına ilişkin düzenlemeler sadece iş hukukunun konusu olarak da kalmamıştır. Alacak-borç ilişkilerini düzenleyen genel nitelikteki düzenlemelerde veya bazı yanlarıyla iş hukukunu ilgilendiren bazı kanunlarda ücretin korunmasına ilşkin hükümler yer almaktadır. İcra İflas Kanunu’nda yer alan düzenlemelerde bunlardan bir kaçını oluşturmaktadır.
BİRİNCİ BÖLÜM
ÜCRETİN HACİZDE KORUNMASI
I. ÜCRETİN DÖRTTE BİRİNDEN FAZLASININ HACİZ, DEVİR VE TEMLİK EDİLEMEMESİ
Haciz yolu ile takibin son aşaması, mahcuz mal ve hakların satılmasıyla elde edilen paranın takip alacaklısına ödenmesidir. 1 Kural olarak, borçlunun malvarlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir teminat oluşturup onlar tarafından haczettirilebilmekteyse de, hem borçlu ve ailesinin ekonomik varlığını sürdürebilmesi yönündeki insanî düşüncelerle, hem de kamu düzeninin bozulmasını önlemek maksadıyla, bazı mal ve haklar, haczedilemezlik güvencesi altındadır. Bu güvenceler, ilamsız icrada, ilamlı icrada ve ihtiyatî haciz gibi ferdî icra yollarında uygulanacağı gibi, iflas gibi küllî icra yolunda da uygulanmaktadır. Haczedilemezlik kuralı, bazı mal ve hakların tamamı üzerinde (İİK. m. 82), bazılarının ise bir kısmı üzerinde (İİK. m. 83) etkilidir. 2
İcra İflas Kanunu m.82 haczi caiz olmayan mallar ve hakları düzelemiştir. Bu madde 6352 sayılı kanunla beraberinde tartışmaları getiren yeni değişiklikleri de içermektedir. İİK m.83 hükmü ise kısmen haczi caiz olan şeyleri düzenlemiştir. Buna göre; “ Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir.” (İİK m.83/1, Değişik madde: 03/07/1940 - 3890/1 m.) “Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.” (İİK. m.83/2, Değişik fıkra: 12/04/1968 - 1045/1 m.)
Görüleceği üzere; işçinin ücret alacağı da, kısmî haczedilemezlik kuralı kapsamındaki haklardandır.
Ücretin işçinin en önemli ve genellilkle tek gelir kaynağı olması, onun özel olarak korunmasını gerekli kılar. Nitekim ücret, sosyal boyutu da göz önüne alınarak çeşitli hükümler ile korunmuştur. 3 Zira bir borçtan dolayı maaş ve ücretin tamamı haczedilecek olursa borçlunun kendisi ile ailesinin sosyal ve iktisadi açıdan varlığını devam ettirebilmesi genellikle mümkün olmaz. Ancak bu ifadeden hareketle, maaş ve ücretlerin kısmen haczedilmesindeki amacın sadece aile olgusunun korunması olduğu anlaşılmamalıdır. Eğer böyle olsaydı evli olmayan bir kimsenin maaş veya ücretinin kısmen haczini açıklayabilmek söz konusu olmazdı. Maaş ve ücretin kısmen haczinde esas amacın borçlunun korunması olduğuna işaret etmek gerekir. Takip hukukunda sorumluluk kural olarak şahsi emeğe değil mala yöneliktir. Dolayısıyla borçlu, iktisadi ve sosyal açıdan varlığını sürdürebilmek için şahsi emeğini ortaya koyarak bir gelir elde etmiş ise bunun üzerine borcun tamamı kadar haciz koymak Anayasa’nın 17. Maddesine aykırılık meydana getirebilecektir. Nitekim anılan hüküm “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” şeklindedir. 4
Yine; 95 Sayılı Ücretin Korunmasına ilişkin ILO Sözleşmesi’nin 10. maddesinde, ücretin ancak milli mevzuatın belirttiği usûller ve hadler dahilinde temlik edilebileceği, haciz ve temlike karşı, işçinin ve ailesinin geçimini sağlayabilecek ölçüde korunması gerektiği ifade edilmektedir.
Ücretin haczedilemeyecek miktarı konusunda, İcra İflas Kanunu m. 83/2‟de bir düzenleme getirilmekle beraber (ücretin haczedilecek kısmı dörtte birden az olamaz), özel hüküm olan 4857 sayılı İş Kanunu m. 35 hükmü ise “ücretin saklı kısmı” başlığı altında, “işçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak, işçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dahil değildir. Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme işçinin maaşının dörtte birinden fazlası haczedilemez, bir başkasına devir ve temlik edilemez demiştir.
Bir tek nafaka alacaklıları bu kuraldan müstesna tutulmuştur. Yarg. 19. HD. 04.11.2009 T., 2009/7574 E., 2009/10096K. sayılı kararı 5 “...Nafaka alacaklarının borçlunun maaşından kesinti yapılmak suretiyle yapılan haciz yolu ile tahsilinde, kural olarak öncelik hakkı bulunmakta; bir diğer ifade ile nafaka alacağı için yapılan kesintilerde İcra İflas Kanunu’nun 83. maddesinin 2. fıkrası hükmü uygulanmamaktadır...” şeklindedir.
İcra müdürü, borçlunun ücretinin dörtte birini herhalde haczedecek, fakat haczedeceği ücretin azami sınırını belirlerken borçlunun ve ailesinin ihtiyacını göz önünde bulunduracaktır. Fakat uygulamada, hemen daima borçlunun ücretinin dörtte birinin haczi ile yetinilmektedir. 6
Ayrıca, ücretin haczi konusunda işçinin ailesi de koruma altına alınmakta, aile kavramı geniş yorumlanarak nikâhsız eş, üvey çocuk, işçinin yanında yaşayan çırağı, yanında kalan ve bakmakta olduğu hasta akrabası vb. de aile kavramı içinde yorumlanmaktadır. Buna göre işçi, bakmakla yükümlü olduğu aile üyelerinin ihtiyaçlarını, hâkim kararıyla tespit ettirip, tespit edilen bedeli de haczedilemeyecek miktara ekletebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, ücret kavramından geniş anlamda ücret anlaşılmalıdır. Bu mealde nema, ikramiye gibi ödemeler de İş Kanunu md. 35 kapsamında mütalaa edilmelidir. İİK. lafzında, maaş ve ücretten bahsedilirken bunun devamlı olması gibi bir şart aranmamaktadır. O halde, işçinin bedenî veya fikrî emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücretler ile istisna sözleşmesi karşılığı olan ücretleri de bu kapsamda değerlendirilmektedir. 7 Yarg. 12. HD. 16.6.2006, 2006/1184 E, 2004\13146 K sayılı kararı 8 ile “… 4857 sayılı İş Kanununun 35. maddesinde; işçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez hükmü yer almaktadır. Ayrıca, Kanunun 32. maddesinde ücretin genel anlamda tanımlanması yapılmış olup ikramiyenin de ücretten sayılacağı anlaşılmaktadır…” diyerek ücret kavramının 9 geniş yorumlanması gerektiğini içtihat etmiştir.
Maaş ve ücret haczinin kapsamına, hem bedeni hem de fikrî çalışma sonucu elde edilen ücretler dahil olmaktadır. Bir istisna aktinden veya bir vekâlet aktinden doğan alacakların ise bu anlamda ücret sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır. Ancak İsviçre Hukuku'nda ücret kavramından, ifa edilen iş karşılığı verilen ivaz anlaşılmakta olup bunun devamlı olması gerekmeyip geçici olanlarının da bu kavrama dahil edileceği kabul edilmektedir. 10
İcra İflas Kanunu maaş haczine imkan tanımıştır. Burada maaş farklarının da haczedilip haczedilemeyeceği gündeme gelebilir.
Borçlunun maaşı haczedilirken, maaşına gelen zamlar nedeniyle birikmiş olan maaş farklan da maaşla birlikte gözönüne alınacaktır. Zira kanunumuzda sadece maaşa haciz konacağına dair bir ifadeye yer verilmemiştir. Bu şekilde haciz için yapılacak kesinti de artacaktır. Ancak yine Yargıtay'ın da kabul ettiği gibi borçlunun burada da tetkik mercii'nde şikâyet yoluna başvurabilmesi, red halinde ise temyize gidebilmesi mümkündür. 11
A. DENİZ İŞ KANUNU BAKIMINDAN MAAŞ HACZİ
854 sayılı Deniz İş Kanunu, madde 32 hükmü, “ücretin saklı kısmı başlığı” ise “Gemi adamının ücretinin ayda 240 lirası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak gemiadamının bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dahil değildir. Bu kayıtlamalar, nafaka borcu alacaklılarının haklarını kaldırmaz.” şeklindedir. Anılan hükme göre Deniz İş Kanunu’na tabi çalışanlar için ücret haczinde, ücretin aylık 240 lirası koruma kapsamında alınmıştır.
B. EMEKLİ MAAŞLARININ HACZİ
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce emekli aylıklarının da kısmen haczi mümkündü. 12
5510 sayılı SSGSSK m.93/1 hükmü(Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/56 m.) “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” demektedir.
C. KIDEM TAZMİNATI VE İHBAR TAZMİNATININ HACZİ
Ücret haczi bağlamında kıdem tazminatının hukuki bir değerlendirmeye tabi tutulması büyük önem taşımaktadır. Zira yukarıda ihbar tazminatı ile ilgili olarak da değindiğimiz üzere, anılan tazminatın ücret sayılmaması onu bu konudaki korumalardan mahrum kılacaktır. Herhangi bir kısıtlama olmasızın haczi mümkün hale gelecektir. 13 Kıdem tazminatının hukuki niteliğinde büyük bir tartışma yaşansa da konumuzla ilgili olarak kanımızca şu tespit uygun olacaktır. Kıdem tazminatı ücret değildir. Zira işçinin iş görme edimine karşılık işverenin mukabil edimi olarak verilmemektedir. Dolayısıyla ancak kanunen belirlenen bölümü değil, tümünün haczi mümkündür. 14
Bunun yanında, ücret kavramı dışında kalan ödemeler, örneğin tazminat kaleminden sayılan ödemelerin haczedilemezlik kuralına dahil olmadığına ilişkin Yargıtay uygulaması da vardır. Nitekim Yarg. 12. HD. 23.12.2004 T., 2004/21686 E, 2004\26556 K. sayılı kararı 15 “… Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi ödentilerin tamamı haczedilebilir. Buna karşın, ücret ve ücret olarak sayılan ödentilerin dörtte birinden fazlası haczedilemez…” şeklindedir.
II. MAAŞ VE ÜCRET HACZİNDE USUL
Bilindiği gibi sadece mevcut alacakların haczinin gerçekleştirilmesi gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Müstakbel alacak niteliğinde olan yani, henüz doğmamış ancak ileride doğması muhtemel olan maaş ve ücret alacağı üzerine de haciz uygulanabilir. 16
İİK. m.355 hükmü “ Devlet işlerinde veya hususi müesseselerde bulunan borçlu memur veya müstahdemlerin maaş ve ücretlerinden kesilmesi için icra dairelerinden yapılacak tebligatın kanuni muhatapları haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücreti miktarını nihayet bir hafta içinde bildirmeğe ve borç bitinceye kadar icra dairesinin tebligatı mucibince haczolunan miktarı tevkif edip hemen daireye göndermeğe mecburdurlar.” şeklindedir. Madde hükmünden de anlaşılacağı gibi, genel haciz kararları genellikle tek işlemle infaz olunduğu halde maaş ve ücret hacizlerinde icra muameleleri belli süreler içinde tekrarlanmaktadır. Ayrıca infaz işlemi doğrudan doğruya icra müdürü tarafından değil, onun adına borçlunun çalıştığı yerde bulunan ve dairesinin bu yoldaki tebliğini alan kanuni muhatap tarafından yerine getirilmektedir. Maaş ve ücretten yapılan kesintiler icra dairesine gönderilmekte ve dairece icra veznesine alınmaktadır. 17
Borçlunun maaş veya ücretine haciz konulduğunu icra dairesi tarafından kendisine gönderilecek olan bildirim sayesinde öğrenen gerçek ya da tüzel kişi işveren derhal maaş ve ya ücret üzerinde bildirimde belirtildiği oranda bir kesinti yapmalı ve bu miktar takip dosyasındaki borcu karşılamaya yönelik olmak üzere icra dairesine ifa etmelidir. 18
Maaş ve ücret haciz usulünde kendilerine kanunen yükümlülükler getirilenlerin bunları yerine getirmemeleri halinde, kesmedikleri veya göndermedikleri paralar kendi maaş ve mallarından karşılanır. Sözü edilen durum için bir mahkeme kararı gerekmez. Ancak söz konusu yükümlülerin kanun dairesinde rücu haklan mevcuttur. (İİK. m.356).
İcra dairesince kanuna göre yapılan tebliğ ve emirleri derhal yapmağa ve neticesini geciktirmeksizin icra dairesine bildirmeğe alakadarlar mecburdur. Makbul sebep haricinde tebliğ ve emirleri yapmıyanlar hakkında ait olduğu dairece tahkikatı evveliyeye hacet kalmaksızın Cumhuriyet Savcılığınca doğrudan doğruya takibat yapılır.(İİK. m.357)
Maaş ve ücretlerde hacze iştirak olmaz. Yargıtay 12. HD.’nin 22.10.2007 T., 2007/16015 E., 2007/19201 K. sayılı kararı 19 “...maaş ve ücret üzerinde birden fazla haciz varsa, bunlar sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sondaki haciz için kesintiye geçilemez. Anılan hükümde öngörülen haciz, kesin haciz olup ödeme sırasının kesin haciz tarihlerine göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, icra mahkemesinin yukarıdaki açıklamalara aykırı biçimde ve İİK.’nın 268. maddesine göre paylaştırma kararı vermesi isabetsizdir...” şeklindedir.
III. MAAŞ HACZİNİN İŞ AKDİNİN DURUMUNA ETKİSİ
Kural olarak maaş haczinin iş akdinin durumuna bir etkisi olmadığı gibi taraflar açısından iş akdini feshi hakkı da doğurmaz.
Ancak; kanaatimizce Yargıtay yersiz olarak 2008/3737 E., 2008/27673 K. 20.10.2008 T. Sayılı kararında 20 özetle “...davacı işçi hakkında değişik alacaklılar tarafından çok sayıda icra takibi yapıldığı ve ücretine hacizler konulduğu, iş sözleşmesinin ihtara rağmen ücreti üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik işlem yapmaması nedeniyle savunması alınarak İş Kanunu’nun 17.maddesi uyarınca feshedildiği anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre davalı şirket Genel Müdürlüğünce ücret ve diğer alacakları üzerine haciz konulan personelin durumlarını düzeltmeleri konusunda 16.3.2004 ve 10.1.2007 tarihli iki adet genelge yayınlandığı, davacıya da iş sözleşmesi feshedilmeden önce çalışma huzuru ve verimliliğin sağlanması açısından ücreti üzerindeki hacizlerin 2 aylık süre içerisinde kaldırılması gerektiği yönünde uyarıda bulunulduğu sabittir. Buna rağmen davacı ücreti üzerindeki hacizleri kaldırmaya yönelik işlem yapmamıştır. Davalı işverenin muhasebe servisinde görevli çalışan, mesaisini davacının borçları ve hakkındaki icra işlemleri nedeni ile bu işlemlere harcamıştır. Davacının bu davranışı işyerinde olumsuzluklara yol açmıştır. İş ilişkisinin işveren açısından önemli ölçüde sürdürülme olanağı kalmamıştır. Davacının bu davranışı fesih için geçerli neden teşkil ettiğinden davanın kabulü hatalıdır.” demiştir.
Halbuki; bir çalışanın maaşına haciz gelmesi veya olağandan fazla haciz gelmesi durumunun, iş hukukunun genel ilkeleri ve feshin son çare olması ilkesi(ultima ratio) göz önünde bulundurulduğunda hizmet akdinin feshinde geçerli sebep kabul edilmesinin mümkün olduğu düşünülemez. 21
Maaş haczinin iş akdinin durumuna etksini Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun yayaımladığı genelgeler çerçevesinde de değerlendirme ihtiyacı doğmuştur. Nitekim; Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun yayınladığı 697 sayılı “icralık işçiler” genelgesi 22 kamuoyunun tepkisi 23 sonucu 09.01.2013 tarihinde yürürlükten kaldırılarak yerine 701 sayılı genelge yayınlanmıştır. 697 sayılı genelgeye göre; icralık işçiler yazılı olarak uyarılacakmış ve bir yıl süre verilecekmiş.Verilen bu sürenin sonunda da halen icra ve hacizleri kaldırmaya yönelik işlem yapmayan veya yeni hacizlere maruz kalan isçilere 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 18. ve 19. maddeleri uyarınca savunmaları alınmak suretiyle işten çıkarılacakları yazılı olarak tebliğ edilecekmiş.Bu tebligata rağmen durumlarında bir değişiklik olmayan isçilerin iş sözleşmeleri 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi hükmüne göre iş sözleşmeleri sona erdirilecekmiş. 24
701 sayılı genelge ile “İcralık işçiler” konusunda 09/01/2013 tarihinde yayınlanan 697 sayılı Genelge yürürlükten kaldırılmıştır. 701 sayılı genelge de “işçilerimizin biran önce borç ilişkilerini düzene sokarak borçlarından kurtulmaları, böylece ailevi geçim sıkıntılarının aşılması ve buna bağlı olarak mesailerindeki konsantrasyonlarının olumlu yönde etkilenerek iş verimine de katkıda bulunmaları amaçlanmıştır. Genelge çalışanlarımız arasında yanlış anlaşılmalara neden olduğundan uygulamanın aşağıdaki şekilde yapılması uygun görülmüştür.
Sayıştay’ın iş yerlerimizde yapılan 2011 yılı denetim raporlarında: Çalışanlarımızın temlik, icra ve/veya nafaka kesintisi olduğu 200.000 TL üzerinde borcu olanların bulunduğu, yüklü miktarda borcu bulunan işçilerin maaş bordroları üzerinde yapılan incelemede hiç maaşlarının çıkmadığı veya ellerine cüzi miktarda para geçtiği görülmektedir. Bu işçilerin arasında devamsızlık yapma, hastane izni kullanma ve istirahat alma oranlarının yüksek olduğu, önemli bir kısmının da iş kazası geçirdikleri ve iş kazası istirahat kullandıkları görülmüştür. Bu işçilerin işyerlerinde daha dikkatsiz ve tedbirsiz davrandıkları anlaşılmaktadır. Bu durumun iş güvenliği açısından diğer mesai arkadaşlarını etkileyebileceği dikkatsiz, tedbirsiz ve disiplinsiz davranışları nedeniyle özellikle yer altı işyerlerinde vahim olaylara-kazalara neden olabilecekleri hususunun dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle; bu işçilerin borçlanma nedenlerini, borçların niteliklerinin araştırılması, aşırı miktarda borçlanmaların önlenmesine yönelik olarak da gerekli eğitime tabi tutulması yararlı olacaktır.” denilmektedir.” şeklinde yayınlanmıştır.
İKİNCİ BÖLÜM
ÜCRETİN İFLASTA KORUNMASI
I. İŞVERENİN İFLAS ETMESİ HALİNDE İŞÇİLİK HAK VE ALACAKLARININ KARŞILANMASI
A. İŞVERENİN İFLASI HALİNDE ÜCRETİN İMTİYAZLI HAK OLMASI
İşverenin iflası durumunda, işçinin ücret alacağı, özel bir korumadan yararlanır. 25
95 Sayılı Ücretin Korunmasına ilişkin ILO Sözleşmesi’nin 26 11. maddesinde, işverenin iflası veya mahkeme kararıyla tasfiyesi halinde, işçi alacaklarının imtiyazlı haklardan olacağı hükme bağlanmaktadır.
Bunun dışında Türkiye’nin onaylayıcısı bulunmadığı “İşverenin Ödeme Güçlüğü Halinde İşçi Alacaklarının Korunması Hakkında 173. Sayılı ILO sözleşmesi 27 , ile bir çok üye ülkenin mevzuatı ve uygulamasında işverenlerin ödeme güçlüğü halinde işçi alacaklarının korunmasını iyileştiren önemli gelişmeleri gözönüne alarak, işçi alacakları konusunda yeni standartlar kabul edilmesinin zamanının geldiği ve yeni bir sözleşme şeklini almasının uygun olacağına karar vermiştir. 28
19.06.1932 tarihinde kabul edilen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 206. maddesi düzenlemesine göre;
- İflasın açılmasından evvelki bir yıl için hizmetçi ücretleri;
- İflasın açılmasından evvelki bir yıl için yazıhanenin memur, katip ve müstahdemleri ile müessesede daimi çalışan memur ve müstahdemlerin ücretleri,
- İflasın açılmasından evvelki bir yıl için gündelik veya parça üzerine çalışan fabrika işçileri ile sair işçilerin kanun ve sözleşmelerden doğan ücret ve para ile ölçülebilen hak ve menfaatleri;
- Cenaze masrafları;
- İlama müstenid ve paylaştırmaya kadar işleyecek karı, koca ve çocuk nafakaları,
- İşçi ihbar ve kıdem tazminatları;
İmtiyazlı alacaklar arasında yer almaktadır.
İcra İflas Kanunu md. 206 uyarınca, işverenin iflası halinde ücret alacağı, imtiyazlı alacaklar içinde ilk sırada yer almaktadır. Buna göre, işçilerin iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ihbar ve kıdem tazminatı dahil tüm alacakları ile, iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatlarının tam olarak ödenmesinden sonra arta kalanlar, diğer alacaklılara ödenir denmektedir. (İİK. m.206-207).
İşçinin iflasın açılmasından 1 yıldan önce tahakkuk etmiş işçi alacakları ile iş akdine dayanmayan alacakları imtiyazı olup bunlar imtiyazsız dördüncü sıra alacaklara girer. 29
İcra İflas Kanunumuzun 206. maddesi birinci sırasında A’da “iflasın açılmasından önceki 1yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları birinci sıradan ödenir.” ifadesine yer verilerek imtiyaz sistemiyle koruma alınan öğeler zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. 30
İş kazasından doğan manevi tazminat alacağı da İİK.’nu 206. Maddesindeki imtiyaz kapsamındadır.(Yarg. 19. HD. 25.11.2007 T., 2006/9508 E., 2007/354 K.) 31
B. İŞVERENİN İFLASININ İŞÇİ VE İŞVERENİN TARAF OLDUĞU TAKİP VE DAVALARA ETKİSİ
İcra ve İflas Kanunu’nun 193. maddesine göre iflasın açılması ile işçi tarafından işveren aleyhine başlatılan takipler durur, iflas kararının kesinleşmesiyle bu takipler düşer. Rehinin paraya çevrilmesi şartıyla takiplere iflastan sonra da devam edilebilir. 32
İcra ve İflas Kanunu’nun 194. maddesine göre acele haller dışında müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. 33
İşçinin işveren aleyhine açtığı ücret alacağı ile ilgili dava veya işe iade davası acele işlerden olduğundan iflasın açılması ile durmaz. İflas masası temsilcisine dava bildirilerek devam olunur. Dava sonucunda verilen karar iflas masası yönünden bağlayıcıdır. Ancak işe iade kararı verilmiş olsa bile iflas idaresi işe iade kararı olan işçinin işe devam edip etmemesi konusunda seçimlik hakka sahiptir. 34
II. HACİZ HALİNDE ÜCRET AYRICALIĞI
İcra İflas Kanunu, iflas halinde uygulanacak alacaklılar sırasında haciz halinde de uygulanacağını öngördüğünden(m.140/2) işçi alacakları haciz yolu ile takipte de aynı düzeyde ayrıcalıklı sayılır. 35
İşçinin, ödenmeyen ücret alacaklarından ötürü işverene karşı haciz yoluyla icra yoluyla alacağını tahsil etmek isteyen tek alacaklısının, işçi olmaması ihtimali de yüksektir. Bu nedenle iflas halinde imtiyazlı alacak olarak kabul edilerek ilk sırada karşılanması öngörülen işçilik alacaklarına, İİK.m.140/2 hükmü uyarınca haciz halinde de imtiyaz tanınması öngörülmüştür. Yani işverenin hak, alacak ve diğer malları üzerinde yapılan hacizlerden sonra düzenlenen sıra cetvelinde işçilerin ücret alacakları kanunen birinci sırada yer alırlar. 36
İş Kanunu m.36/4 “Bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.” şeklindedir.
III. KONKORDATO HALİNDE
Konkordato mühleti içerisinde borçlu aleyhine takip yasağını düzenleyen İİK. m. 289, bu takip yasağına iki istisna getirmiştir. (İİK. m. 289/son). Bu istisnalardan ilki, borçlu aleyhine konkordato mühleti içerisinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilmesidir. İkinci istisna ise, İİK. 206 maddesinin birinci sırasında yazılı alacaklar için sadece haciz yolu ile takip yapılabilmesidir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ÜCRET VE İŞÇİLİK ALACAKLARININ KORUNMASINA İLİŞKİN UYGULAMALAR
I. ÜCRET GARANTİ FONU
İş Kanunu “işverenin ödeme aczine düşmesi” başlığı altında 33. Maddesi “İşverenin konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması veya iflası nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere, işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan son üç aylık ücret alacaklarını karşılamak amacı ile İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir Ücret Garanti Fonu oluşturulur.
Ücret Garanti Fonu, işverenlerce işsizlik sigortası primi olarak yapılan ödemelerin yıllık toplamının yüzde biridir. Ücret Garanti Fonunun oluşumu ve uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde idi.
İşverenin aczi, işverenin borçlarını ödeyemez hale düşmesi, yapılan icra takibi sonucunda veya iflas tasfiyesi sonucunda alacaklının alacağını alamamasını ifade eder. 37 İşverenin aczi halinde işçinin Ücret Garanti Fonu’na başvurabilceği düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeyle işverenin ödeme güçlüğüne düşmesi halinde İcra İflas Kanunu’nda öngörülen hükümlere başvurulması sonucu eskiden mevcut olan işçinin ücretini alamaması riski kısmen ortadan kaldırılmıştır. 38 Ancak; 15.5.2008 tarihli 5763 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanuna getirilen ek birinci madde hükmü ile 33. madde yürürlükten kaldırılıp Ücret Garanti Fonu, İşsizlik Sigortası Fonu içine alınmakta ve bu değişiklikle, fonun kapsamı genişletilerek, sadece İş Kanununa tabi olan işçileri değil, bu kanunun kapsamı dışında kalan, ancak 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa tabi olan ve iş akdine göre çalışan tüm sigortalıları uygulama alanı içine sokmaktaysa da, düzenlemenin salt 3 aylık temel ücretle sınırlandırılması, ücret garanti fonu kurumunun, kendisinden beklenen faydayı sağlayabilmesi mümkün görünmemektedir.
27272 sayılı Ücret Garanti Fonu Yönetmeliği; İşveren hakkında aciz vesikası alınması durumunda, işverenin iflası durumunda, İşverenin iflasının ertelenmesi durumunda, İşveren hakkında konkordato ilan edilmesi durumunda, düzenlenmiş veya onaylı işçi alacak belgesi 39 ile Türkiye İş Kurumu’na başvurduğunda, en fazla 3 aylık temel ücrete ilişkin haklarını alabilme imkanına sahiptir.
Hemen belirtmek gerekir ki, Türkiye İş Kurumu ilgili birimine işverenin aciz halini göstermek için iletilecek belgelerin, kesinleşmiş icraî haciz işlemlerine dayanıyor olması gerekmektedir. Bu mealde, geçici haciz yahut ihtiyatî haciz kararı sonucu, işverenin hacze kabil malının bulunmadığı yönünde tutulan tutanaklar, Ücret Garanti Fonundan faydalanmak için ibrazı gereken belgelerden sayılmamaktadır. 40
Aciz belgesinin tanzimi neticesinde, alacaklı işçinin alacağı sona ermemektedir. Bilakis, alacağı daha da kuvvetlenmekte zira ücret alacağında zamanaşımı süresi beş yılken aciz vesikasıyla birlikte on yıla, tazminat alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi, on yılken yirmi yıla çıkmaktadır (İİK. m. 143/VI).
Ayrıca alacaklı işçi, işbu belgeyi aldıktan sonra, alacağını ispatla mükellef de değildir. Alacağı olduğunu ispatlamak için, aciz belgesini ibraz etmesi yeterlidir. Yani bu halde ispat yükü ters dönmekte, borçlu işveren, işçiye herhangi bir borcu olmadığını ispata katlanmak zorunda kalmaktadır.
Aciz belgesi, aynı zamanda İİK. md. 68 anlamında borç ikrarını havi bir belgedir. Bunun sonucu olarak da, icraya konduğu takdirde itiraz edilmesi halinde, alacaklıya itirazın icra mahkemesinden kaldırılmasını talep olanağı verir. Bunun yanında aciz belgesi işçiye, işverenin geriye dönük iki yıllık süre içinde mallarını devrettiği kimselere karşı tasarrufun iptali davası açmak ve başkasının koydurmuş olduğu hacizlere iştirak etme imkânı da vermektedir. 41
II. İCRA İFLAS KANUNU M.317 VE M.326 DÜZENLEMELERİ
İcra İflas Kanunu’nun 317. maddesine göre; Bakanlar Kurulu sürekli ekonomik kriz gibi olağanüstü hallerde borçlulara, borçlarını ödeme sürelerini erteleyerek, uzun süreler tanıyabilir Ancak söz konusu erteleme işçi ücretlerini etkilemez, işçiler ücret alacaklarını bu süre içinde de aynı şekilde talep ve takip edebilirler. 42
III. İHTİYATİ TEDBİR VE İHTİYATİ HACİZ İSTEME
İhtiyati tedbir kararı, bu karara konu olan mal ve haklar üzerinde tasarruf özgürlüğünü kısıtlar. Ayrıcalıklı(istisnai) bir yargısal işlem olarak hüküm ifade eder. 43
6100 sayılı HMK’ya göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilebileceğini düzenlemiştir(m.389).
Bilindiği gibi ihtiyati haciz de İİK. 257–268 maddeleri arasında düzenlenir. İhtiyati haciz hizmet akdine bağlı (kuruluş, işleyiş, sona eriş hak ve borçlar vb yönleriyle) bir sorun, hizmet akdini ilgilendiren edimlerle alakalı da değildir. İcra İflas Kanunu, iş mahkemelerine görev vermemiştir. Bu nedenlerle Sulh hukuk veya Asliye hukuk mahkemesine başvurulabilir. Karşı taraf tacirse ticaret mahkemesine de ihtiyati haciz için başvurulabilir.Ancak Yargıtay iş mahkemesi kararı için ihtiyati haciz alınacaksa bunun yine iş mahkemesinden istenmesi gerektiğini belirtmektedir. 44
Ücret ile işçilik hak ve alacaklarının güvence altına alınabilmesi için, işverenin durumu mali değerlendirilerek ihityati tedbir veya ihtiyati haciz yollarına başvurulabilinir.
IV. İŞ MAHKEMELERİ TARAFINDAN İŞÇİLER LEHİNE HÜKME BAĞLANMIŞ OLAN HAK VE ALACAKLARIN TAKİBİNDE BAŞVURU HARCI ALINMAYACAĞI
İcra takibinin başlamasından sona ermesine kadar yapılan takip işlemleri sebebiyle bir takım paraların ödenmesi gerekir ki, bunlar harç ve masraflardır. 45
492 sayılı Harçlar Kanunu “işçi alacaklarının takibi başlıklı” 33. maddesi ile “İş mahkemeleri tarafından işçiler lehine hükme bağlanmış olan hak ve alacakların takibinde işçilerden hiç bir harç alınmadan gerekli işlem yapılır. Bu harçlar işçi haklı çıktığı takdirde takip sonunda hesap edilerek ayrıca bir hükme hacet kalmadan borçludan tahsil olunur.” denilmektedir.
V. İŞÇİ BULUŞLARI NEDENİYLE İŞÇİYE TANINAN ÖNALIM HAKKI VE ÖNCELİK HAKKI
551 sayılı KHK’nın 38. maddesine göre işveren iflas eder ve iflas idaresi de buluşu işletmeden ayrı devretmek isterse, işçinin yapmış olduğu ve işverenin tam hak talebinde bulunduğu buluşu, işçinin öncelikle alma hakkı vardır. İşçiler müşterek buluş yapmışlarsa Medeni Kanun’un 732. ve izleyen maddelerinde düzenlenen paylı mülkiyete ilişkin önalım hakkı ileilgili hükümler kıyasen uygulanır. İşçi önalım hakkınısatıştan itibaren üç ay ve her halde iki yıl içinde buhakkı kullanmalıdır. 46
İşçinin buluşu nedeniyle işverenden olan bedel alacağı imtiyazlı alacak olarak İcra ve İflas Kanunu’nun 206. maddesinde öngörülen üçüncü sırada işlem görecektir. Birden fazla işçinin müşterek buluş alacağıiçin ayrılan bedel işçiler arasında tamamen paylaşılabilecektir.(551 sayılı KHK m.38/2 ve İİK m. 207) 47
SONUÇ
Tüm çalışanların çalışma haklarının olduğu ve insanca yaşamaya yetecek adil ücret haklarının olduğu izahtan varestedir. Bu nedenle; geçiminin biricik kaynağı olan ücret hakkından çalışanların mahruz kalması çalışma barışının sağlanabilmesinin de önüne keser. Hem sosyal ve insan haklarına saygılı devlet olmanın gereği hem de iş hukukuna hakim işçinin korunması ilkeleri çerçevesinde işçinin hayati öneme sahip ücreti ile işçilik hak ve alacaklarının korunmasına yönelik düzenlemeler ihtiyaçtır.
Türk hukuk sisteminde gerek iş hukuku yasalarında gerekse başkaca düzenlemelerde işçinin ücreti ile işçilik hak ve alacaklarını korumaya yönelik düzenlemeler görmekteyiz.
Ancak; buna rağmen, çalışanlar ücret ile işçilik hak ve alacaklarının işverenden tahsili konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Her ne kadar İcra İflas Kanunu’nda işçi ücret ve işçilik alacaklarına ilişkin imtiyaz tanıyan düzenlemeler mevcut ise de bu düzenlemelerin yeterisiz olduğu aşikardır.
İşçi ücretlerinin karşılanmasına yönelik kurumların, garanti ve güvencelerin oluşturuşması gerekmektedir. Ücret Garanti Fonu uygulamması zaman sınırlaması, uzun bir prosedür taşıması gibi özellikleriyle beklenen derecede ihtiyacı karşılamamaktadır. 1992 tarihli ILO’nun 173 sayılı sözleşmesinin Türkiye tarafından onaylanmamış olduğu da bir gerçektir. Her ne kadar Türkiye çalışma yaşamında işçilerin hak ve alacakları ile çalışma koşullarının iyileştirilmesine, sendikal özgürlüklere havi uluslararası sözleşmelerin tarafı olmuş ise de kendi iç hukukunda ve pratiğinde yansıması görülmediği takdirde uluslararası sözleşmelere taraf olmanın çalışanlar için bir anlam ifade etmeyeceği de açıktır.
_________________________________________
1 MUŞUL, Timuçin, Teorik Ve Uygulamalı İcra İflas Hukuku, 1. Cilt İcra Hukuku, 1. Bası, Alpa Yayınevi, Ekim, 2001, s.786.
2 KURU Baki, ARSLAN Ramazan, YILMAZ Ejder, İcra ve İflas Hukuku, Yetkin Yayıncılık, 15. Bası, Ankara, 2003, s.288-300.
3 ÇELİK, Nuri, İş Hukuku Dersleri, Yenilenmiş 21. Bası, Beta, Ağustos, 2008.,s.150., SÜMER, Haluk Hadi, İş Hukuku, Mimoza Yayınları, 10. Baskı, Konya, 2004, s. 72., TUNÇOMAĞ,Kenan/CENTEL,Tankut; İş Hukukunun Esasları 5. Bası, İstanbul, Ocak 2008, s.124.
4 YAVAŞ, Murat, Maaş ve Ücret Haczi, TBB Dergisi, S:84, 2009, s.93 vd.
5 Karar için Bkz. BİLGEN, Mahmut, İcra İflas Hukukunda Sıra Cetveli, Adalet Yayınevi, Ankara,2011, s.50.
6 KURU/ARSLAN/YILMAZ, s.303.
7 AKIN, Levent, “Maaş ve Ücret Haczi”, AÜHF Dergisi, Cilt 44, Sayı 1, Ankara, 1995, s. 336.
8 Karar için Bkz. www.kazancı.com.tr
9 Fransız ve İsviçre Hukukundaki düzenlemeler için Bkz. YAVAŞ, s.95 vd.
10 AKIN, s.336.
11 AKIN, s.343.
12 Ayrıntılı bilgi için Bkz. YAVAŞ, s.98 vd.
13 AKIN, s.355.
14 AKIN, s.357.
15 Karar için Bkz. www.kazancı.com.tr
16 YAVAŞ, s.111
17 AKIN, s.362 vd.
18 YAVAŞ, s.112
19 Karar için Bkz. BİLGEN, s.52
20 Karar için Bkz. LİMONCUOĞLU, S.Alp, İşçi Maaşına Konan Haczin İş Akdinin Feshinde Geçerli Sebep Teşkili, Kamu-İş Dergisi, C:11, S:1, 2009.
21 Aynı yönde görüşiçin Bkz. LİMONCUOĞLU, s.56.
22 Bkz. http://www.taskomuru.gov.tr/index
23 Bkz. http://ekonomi.milliyet.com.tr/icralik-maden-iscisi-isten-cikarilacak
http://www.cekmagdurlari.com/2013/01/is-kazalarnn-sebebi-tespit-edildi-haciz.htm
http://www.thelira.com/haber/112490/bu-karar-insan-haklarina-aykiri_
http://www.muhalefet.org/haber-kara-elmasta-kara-tablo-0-5415.aspx
http://www.ismmmd.org.tr/bu-karar-insan-haklarina-aykiri
24 ÇELİK, Aziz, köşe yazısıs için Bkz. http://t24.com.tr/yazi/vicdansiz-ve-izansiz-bir-genelge/6111
25 TUNÇOĞMAĞ/CENTEL, s.126.
26 Bkz. http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/about/soz095.htm
27 173 sayılı ILO sözleşmesi hk. Ayrıntılı bilgi için Bkz. ALPAR, M. Bülent, İşverenin Ödeme Güçlüğü Halinde İşçi Alacaklarının Korunmasına İlişkin 173 Sayılı ILO Sözleşmesi İle İlgili Çalışma Hayatı Mevzuatı, Kamu-İş Dergisi, C:6, S:3, 2002., KÖSEOĞLU, Ali Cengiz, İşyerinin Kapanmasının İş Sözleşmesine Etkisi, Beta, 1. Bası, Aralık, 2004, s. 245 vd., SUNGURTEKİN-ÖZKAN, Meral, İşverenin İflas Etmes Halinde İşçilik Hak Ve Alacaklarının Karşılanması Konusundaki Sistemler, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2008, s.119 vd.
28 ALPAR ,s.1.
29 BİLGEN, s.566.
30 SUNGURTEKİN-ÖZKAN, s.54.
31 BİLGEN, s.578.
32 DEYNEKLİ, s.46.
33 DEYNEKLİ, s.46.
34 DEYNEKLİ, s.46.
35 SÜZEK, s.411.
36 ÇAĞLAYAN, Gökçe, Türk Hukukunda Ücretin Korunması, T.C. Bahçeşehir Üniversitesi , Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Ana Bilim Dali, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2008, s.179.
37 DEYNEKLİ, Adnan, Aciz Hali Ve İflasın İşçi Alacaklarının Tahsiline Etkisi, Ankara Barosu Dergisi, Y:67, S:2, Bahar, 2009. s.44.
38 ÇELİK, s.150.
39 Bkz. EK-1
40 MUŞUL,Timuçin, İcra ve İflas Hukuku Bilgisi, 2. Bası, İstanbul, 2005, s.341.
41 MUŞUL, (İİK. Bilgisi) s.353.
42 SÜZEK, s.411. , EVREN, Öcal Kemal, İş Hukukunda Ücret Ve Uygulaması, Seçkin Yayıncılık, Güncellenmiş 2. Bası, Ankara, 2011, s.150.
43 ÖZKAN, Hasan, İhtiyati Tedbir, Delil Tespiti, İhtiyati Haciz ve Kamu Alacağının Tahsilinde İhtiyati Haciz, 1. Bası, Legal Yayıncılık, Haziran, 2006, s.74.
44 BOZKURT, H. Argun, İş Mahkemeleri Ve Yargılama Yöntemleri, Ankara Barosu Dergisi, Y:68, S:2, 2010, s.194.
45 MUŞUL, s.133.
46 DEYNEKLİ, s.47.
47 DEYNEKLİ, s.47.
KAYNAKÇA
ALPAR, M. Bülent, İşverenin Ödeme Güçlüğü Halinde İşçi Alacaklarının Korunmasına İlişkin 173 Sayılı ILO Sözleşmesi İle İlgili Çalışma Hayatı Mevzuatı, Kamu-İş Dergisi, C:6, S:3, 2002.
AKIN, Levent, “Maaş ve Ücret Haczi”, AÜHF Dergisi, Cilt 44, Sayı 1, Ankara, 1995.
BİLGEN, Mahmut, İcra İflas Hukukunda Sıra Cetveli, Adalet Yayınevi, Ankara,2011.
BOZKURT, H. Argun, İş Mahkemeleri Ve Yargılama Yöntemleri, Ankara Barosu Dergisi, Y:68, S:2, 2010.
ÇAĞLAYAN, Gökçe, Türk Hukukunda Ücretin Korunması, T.C. Bahçeşehir Üniversitesi , Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Ana Bilim Dali, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2008.
ÇELİK, Nuri, İş Hukuku Dersleri, Yenilenmiş 21. Bası, Beta, Ağustos, 2008.
DEYNEKLİ, Adnan, Aciz Hali Ve İflasın İşçi Alacaklarının Tahsiline Etkisi, Ankara Barosu Dergisi, Y:67, S:2, Bahar, 2009.
EVREN, Öcal Kemal, İş Hukukunda Ücret Ve Uygulaması, Seçkin Yayıncılık, Güncellenmiş 2. Bası, Ankara, 2011.
KÖSEOĞLU, Ali Cengiz, İşyerinin Kapanmasının İş Sözleşmesine Etkisi, Beta, 1. Bası, Aralık, 2004.
KURU Baki, ARSLAN Ramazan, YILMAZ Ejder, İcra ve İflas Hukuku, Yetkin Yayıncılık, 15. Bası, Ankara, 2003.
LİMONCUOĞLU, S.Alp, İşçi Maaşına Konan Haczin İş Akdinin Feshinde Geçerli Sebep Teşkili, Kamu-İş Dergisi, C:11, S:1, 2009.
MUŞUL, Timuçin, Teorik Ve Uygulamalı İcra İflas Hukuku, 1. Cilt İcra Hukuku, 1. Bası, Alpa Yayınevi, Ekim, 2001.
MUŞUL, Timuçin, İcra ve İflas Hukuku Bilgisi, 2. Bası, İstanbul, 2005.(İİK. Bilgisi)
SUNGURTEKİN-ÖZKAN, Meral, İşverenin İflas Etmes Halinde İşçilik Hak Ve Alacaklarının Karşılanması Konusundaki Sistemler, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2008.
SÜMER, Haluk Hadi, İş Hukuku, 10. Bası, Konya, Eylül, 2004.
SÜZEK, Sarper, İş Hukuku, 8. Bası, İstanbul, Eylül, 2012.
TUNÇOMAĞ,Kenan/CENTEL,Tankut; İş Hukukunun Esasları 5. Bası, İstanbul, Ocak 2008.
ÖZKAN, Hasan, İhtiyati Tedbir, Delil Tespiti, İhtiyati Haciz ve Kamu Alacağının Tahsilinde İhtiyati Haciz, 1. Bası, Legal Yayıncılık, Haziran, 2006.
YAVAŞ, Murat, Maaş ve Ücret Haczi, TBB Dergisi, S:84, 2009.